28 Kasım 2015 Cumartesi

Haruki Murakami - Koşmasaydım Yazamazdım

Murakami kitaplarını okudukça daha çok okuma isteği geliyor bana. Daha önce yazarın 3 kitabını okumuş ve ciddi anlamda etkilenmiştim. Sahilde Kafka benim favorim elbette :) İlk kez başlayacaklar için de bu kitabını şiddetle öneriyorum ama dediğim gibi okudukça okuma hissiyatımı yendim bu kez ve uzun bir aradan sonra bir Murakami kitabı ile yeniden buralardayım :)



Murakami candır ! :)




Yazarın bu sefer okuduğum kitabı Koşmasaydım Yazamazdım. Kitap yine Doğan Yayıncılıktan çıkmış. Murakami'nin diğer kitaplarına nazaran bu biraz ince ve hemen bitme potansiyeline sahip. O yüzden kısa anlatmak da fayda görüyorum nitekim kitap bir olay örgüsü üzerine kurulu değil yazarın maraton koşuculuğuna olan ilgisiyle beraber yazarlık serüveninin başladığı yıllarda almış olduğu kısa notları derleyip toparlamasıyla oluşturulmuş bir eser.


Haruki Murakami roman yazmayı düşünmeyi başladığı tarih ve saati çok net hatırlıyor 1 Nisan 1978 öğle 13:30 civarında imiş. Bunu kaç yazar aklında tutabilir, kim hatırlar bilemiyorum ama Murakami gibi çok okuyan, çok araştıran, kendini her anlamda geliştiren bir yazara hayran olmamak zaten elde değil. Yazdıklarını okurken ben kendimden örnek vermem gerekirse hayatı daha çok sorguluyor daha çok düşünüyorum. 


Haruki Murakami Koşmasaydım Yazamazdım da yazmaya nasıl başladığından bahsederken,hayatın-
dan ilginç anektodları bizimle paylaşmayı ihmal etmiyor. Murakami'nin bu kitabını okurken onun maraton koşucusu olduğunu ve koşmaya olan ilgisinin nasıl başladığını da öğreniyoruz bu aynı zamanda yazarın dile getirdiği, kitabında da sıkça söylediği kitabına adını da verdiği koşmasaydım belki de yazamayacaktım döngüsüne vurgu yapıyor açık açık. Yazar bütün bir hayatını değiştirecek bir karar almış; ilk başta başka bir işi, başka bir yaşamı varmış bunu kitabın şu bölümünde okuyoruz:


“...çevremdekilerin karşı çıkmasına aldırış etmeden barla ilgili haklarımı olduğu gibi devrettim. Elbette bunu yapmak içimden gelmiyordu, ama “roman yazarı” gibi bir etiketi taşıyarak yaşamak kararındaydım. “Hele bir iki yıl boyunca beni serbest bırakın. Eğer başarılı olamazsam yine bir yerlerde küçük bir bar açabilirim, değil mi? Henüz gencim ve her şeye sıfırdan başlayabilirim” dedim karıma. “Olur” dedi o da.  O sıralarda halen yüksek miktarda borcum vardı, ama bir şekilde hallolur diye düşündüm. Bu, 1981 yılındaydı...


Sabah antrenmanları sırasında karşılaştığı ümit vaat eden genç atletler, bir trafik kazasında birlikte ölmüşler. Murakami, naif mi yoksa ironik mi olduğunu tam anlayamadığım bir soru soruyor: “Böylesine zorlu antrenmanlara dayanan bu insanların duyguları, içlerinde besledikleri ümitler, rüyaları ve planları acaba nereye kaybolup gitti? İnsanın aklındakiler, vücudun ölümüyle birlikte öylece, hiçbir şey olmamış gibi yok olup gidiyor mu acaba?”


Elimde şu an Murakami'nin Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında kitabı bulunuyor ve inananın harika gidiyor eğer hala Murakami okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz :)

2 yorum:

  1. etkilenemediğim yazarlardan biri murakami , ismini bile kavrayamamışım hala düşün , karar da veremedim henüz devam edilesi mi ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bu kitabı değil ama elimdeki son kitabını başlaman için sana tavsiye edebilirim Eylem :) Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında ile bir şansını dene derim :)

      Sil

28 Kasım 2015 Cumartesi

Haruki Murakami - Koşmasaydım Yazamazdım


Murakami kitaplarını okudukça daha çok okuma isteği geliyor bana. Daha önce yazarın 3 kitabını okumuş ve ciddi anlamda etkilenmiştim. Sahilde Kafka benim favorim elbette :) İlk kez başlayacaklar için de bu kitabını şiddetle öneriyorum ama dediğim gibi okudukça okuma hissiyatımı yendim bu kez ve uzun bir aradan sonra bir Murakami kitabı ile yeniden buralardayım :)



Murakami candır ! :)




Yazarın bu sefer okuduğum kitabı Koşmasaydım Yazamazdım. Kitap yine Doğan Yayıncılıktan çıkmış. Murakami'nin diğer kitaplarına nazaran bu biraz ince ve hemen bitme potansiyeline sahip. O yüzden kısa anlatmak da fayda görüyorum nitekim kitap bir olay örgüsü üzerine kurulu değil yazarın maraton koşuculuğuna olan ilgisiyle beraber yazarlık serüveninin başladığı yıllarda almış olduğu kısa notları derleyip toparlamasıyla oluşturulmuş bir eser.


Haruki Murakami roman yazmayı düşünmeyi başladığı tarih ve saati çok net hatırlıyor 1 Nisan 1978 öğle 13:30 civarında imiş. Bunu kaç yazar aklında tutabilir, kim hatırlar bilemiyorum ama Murakami gibi çok okuyan, çok araştıran, kendini her anlamda geliştiren bir yazara hayran olmamak zaten elde değil. Yazdıklarını okurken ben kendimden örnek vermem gerekirse hayatı daha çok sorguluyor daha çok düşünüyorum. 


Haruki Murakami Koşmasaydım Yazamazdım da yazmaya nasıl başladığından bahsederken,hayatın-
dan ilginç anektodları bizimle paylaşmayı ihmal etmiyor. Murakami'nin bu kitabını okurken onun maraton koşucusu olduğunu ve koşmaya olan ilgisinin nasıl başladığını da öğreniyoruz bu aynı zamanda yazarın dile getirdiği, kitabında da sıkça söylediği kitabına adını da verdiği koşmasaydım belki de yazamayacaktım döngüsüne vurgu yapıyor açık açık. Yazar bütün bir hayatını değiştirecek bir karar almış; ilk başta başka bir işi, başka bir yaşamı varmış bunu kitabın şu bölümünde okuyoruz:


“...çevremdekilerin karşı çıkmasına aldırış etmeden barla ilgili haklarımı olduğu gibi devrettim. Elbette bunu yapmak içimden gelmiyordu, ama “roman yazarı” gibi bir etiketi taşıyarak yaşamak kararındaydım. “Hele bir iki yıl boyunca beni serbest bırakın. Eğer başarılı olamazsam yine bir yerlerde küçük bir bar açabilirim, değil mi? Henüz gencim ve her şeye sıfırdan başlayabilirim” dedim karıma. “Olur” dedi o da.  O sıralarda halen yüksek miktarda borcum vardı, ama bir şekilde hallolur diye düşündüm. Bu, 1981 yılındaydı...


Sabah antrenmanları sırasında karşılaştığı ümit vaat eden genç atletler, bir trafik kazasında birlikte ölmüşler. Murakami, naif mi yoksa ironik mi olduğunu tam anlayamadığım bir soru soruyor: “Böylesine zorlu antrenmanlara dayanan bu insanların duyguları, içlerinde besledikleri ümitler, rüyaları ve planları acaba nereye kaybolup gitti? İnsanın aklındakiler, vücudun ölümüyle birlikte öylece, hiçbir şey olmamış gibi yok olup gidiyor mu acaba?”


Elimde şu an Murakami'nin Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında kitabı bulunuyor ve inananın harika gidiyor eğer hala Murakami okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz :)

2 yorum:

KİTAP EYLEMİ on 29 Kasım 2015 05:49 dedi ki...

etkilenemediğim yazarlardan biri murakami , ismini bile kavrayamamışım hala düşün , karar da veremedim henüz devam edilesi mi ?

Damla EKER on 29 Kasım 2015 06:31 dedi ki...

Bu kitabı değil ama elimdeki son kitabını başlaman için sana tavsiye edebilirim Eylem :) Sınırın Güneyinde Güneşin Batısında ile bir şansını dene derim :)

Yorum Gönder